CHP’li Büyükşehir Belediyesi, Işıklar’a  ‘Sokak Müzisyenleri Heykelleri’nden sonra bu kez  ‘Romalılar Antalya’da Heykelleri’ yerleştiriyor. Caddede motosiklete binen Romalı, gazete okuyan Romalı gibi heykel figürleri yer alıyor artık.

İyi de kardeşim hiç sen bunu bize sordun mu? Neden Romalı yahu.  Motosiklete binen bir Alaaddin Keykubat, Gazete okuyan bir Şehzade Korkut değil de neden Romalı be şaşkaloz adamlar?

Romalılar mı? Hani bizim Osmanlılar, Selçuklular ve hatta Bizanslılardan önceki Romalılar öyle mi?

Çok alaka kuramadım aslında bu öykünmeye. Bu nedenle  Erzurumlu ninenin “hele bakın komşular ben bu otobüsün yolcusumuyem” dediği gibi soruyorum;  Hele baksana be Akaydın biz bu şehrin nesiyiz? Bu şehir neci?

Eğer bu şehir Selçuklu-Osmanlı şehri ise sanat eserlerinin bizi yansıtması gerekmez mi? Yoksa biz Romalı olduk da haberimiz mi yok?

CHP’li Büyükşehir Belediye Başkanının gözünde İslam Kültürünün Işıklar Caddesine yerleştirdiği kurbağalar, müzisyenler ve Romalılar kadar değeri yok maalesef.

Bu meselenin güncel yanı bir de mimarlık felsefesini ilgilendiren yanı var.

Biliniz ki; şehirlerin de bir ruhu vardır. Ama şimdi şehirlerimiz vaktiyle sahip oldukları o ruhlarını kaybediyorlar. Antalya’nın ruhu nerede; Kaleiçi’nde mi? Kepez’de mi? Nerde?

Turgut Cansever gibi deha bir mimarın doğduğu bu şehri son 50 yılda bu denli ruhsuz hale getirenlerin tümünü Allah’a havale ediyorum.

Kadim şehirlerimizin sokakları mutlaka mabetlere çıkardı. Şimdi AVM’ler şehrin merkezleri oldular. Sadece şehirler kaybetmedi ruhlarını insanlarda şehrin içindeki konumlarını kaybettiler.

Farkında mısınız şehirlerin hakimi bizler değiliz. Otomobiller bizden daha fazla malikler kentlerin sokaklarına.

Biz insanlar ise otomobiller ile duvarlar arasında, dar kaldırımlara sıkıştırıldık. Bu durumda kim bana “her şey insan için” diyebilir ki?

Bir şehri sevmekle bir insanı sevmek arasında fark var mı?

Bir şehri sevmekle aslında neyi sevmiş oluruz?

Beton binaları, kaldırımlar ve yolları mı? Elbette hayır.

Bir şehri seven insan kendi ruh dünyasından şehre yansıyan şeyleri sever ve aradıklarını, olmasını istediklerini ve hatta o şehrin kendi ruhunda ve gönül dünyasında uyandırdığı hisleri sever.

Cevabını bilmiyorum veya cevaplandırabilecek kadar cüretkâr değilim ama yine de soruyorum: Bir şehri sevmekle bir insanı sevmek arasında fark var mı?

Ve varsa da yoksa da soruyorum; neden biz Selçuklu-Osmanlı şehri bir Antalya’yı sevmek varken, bir yanı Roma şehrine benzetilmeye çalışılan diğer bir yanı ruhsuz beton yığınları ile doldurulan artık portakal çiçeği de kokmayan bu şehri bana niçin dayatıyorsunuz. Hangi hakla ?

4 Yorum to “Gazete okuyan bir Selçuklu değil de neden Romalı be şaşkaloz adamlar?”

  • Harika olmuş bence..

  • Bir parti düşün.Adında halk olsun ama tam bir aristokrat partisi gibi davransın.Bunlar solculuk deyince kendi halkına yabancılaşmayı anlıyorlar.Romayı severim tarihi güzeldir ama sen kaldırım yapıp yıkmakla reis olunmayacağını öğren artık başkan?

  • Şehirler içlerinde yaşayan insanların ruh hailini, sosyal durumunu, kültür seviyesini, inanışlarını ve yaşayışlarını olduğu gibi dışarı yansıtır. Biz neysek şehrimiz de o. Biz değişmedikçe şehrimiz de olanı yansıtmaya devam edecek. Binalarımızın yoğunluğu ve yüksekliği aç gözlülüğümüzü, kalitesizliği sahtekarlığımızı, ruhsuzluğu da imansızlığımızı, olduğu gibi ortaya koyuveriyor.

  • herşeyi dine bağlayan tek bağnaz milletiz biz. iki dakka gözünüzü açın be sanatta din de yoktur ırk da . aptal aptal yorumlar yapıyosunuz . romalı heykeli yapıldı diye dinsiz olduk diyosunuz sonra amerika camilerimizi yağmaladı denilince küfrediyosunuz. oturun kendinizi sorgulayın önce. cahil insanlar.

Yorum Gönder

Twitter

Son Yorumlar

Kategoriler