Ali Aktaş

Kartınızı Oluşturun
Anasayfa | Künye | Bizi Tanıyın | Sitene Ekle | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle
    Foto Galeri
    » Piyasalar
$ USD
1.5360
€ Euro
2.0940
IMKB
52.126
Altın
54.49
Yazı Karakteri Boyutu:
   
Bir çiçekle bahar açtı
19 Mayıs 2009 Salı 11:49
Bir çiçekle bahar mı olur? diyenlere , Her bahar bir çiçekle başlar cevabını vererek çıktık yola. 14 Ekim 1969da Meclise girdik. Tüm bağımlılara inat bir bağımsızlar hareketiyle.

        Bir çiçekle  bahar mı olur? diyenlere , Her  bahar  bir  çiçekle  başlar ‘’  cevabını vererek çıktık  yola. 14  Ekim 1969’da   Meclise  girdik. Belde- i  Muhayyere  diye  vasıflandırılan   “Milli Görüş’ ün  orta  direği”   Konya’mızdan. Tüm  bağımlılara  inat  bir  bağımsızlar  hareketiyle.

      Siyaset ömrümüze  bir  baksınlar. 1969’dan  2008’ ye  kadar geçen  yılların  20 yılını  yasaklarla  geçirdik. Ambargolar  ve  engellemeler  bizi  yıldırmadı  asla.  “Yaşanabilir  bir  Türkiye’’,   ‘’Yeniden  büyük  Türkiye’’ ,  ‘’Yeni  bir  Dünya ‘’  kurmaktır  hedefimiz. ‘’Giden  şanlı  akıncı  ne  gün  döner   yurduna’’  diye  sormuştu  şair. Biz  ise ‘’ Sultan Alparslan  gibi  Fatih  gibi  geldik’’   demiştik. Onların inancıdır Milli  Görüş  demiştik.Vazgeçemedik  davamızdan.Çünkü  vazgeçmek  korkaklıktır. Milletin  davasını  terk  etmek   bizatihi milletin  kendisine ihanettir.

            Hukuk Fakültesi 1. Sınıfta  Anayasa Hukuku  hocamız,  Millet  nedir ? diye  sormuştu. Herkes  farklı  cevaplar  verdi. Yavuz Hoca  en son  kendi  sorusunu  kendi  cevapladı :  “Millet ; şimdi  yaşayanlar  değildir yalnızca. Bizden  önce  yaşamışlar,  şimdi yaşayanlar  ve  bizden  sonra  yaşacakların  toplamıdır’’. İşte  biz  Milli Görüşcüler   sadakatle  bağlandığımız  haklı  davamızda  bizden  öncekilerin  kemiklerini  sızlatacak  bir hata  etmedik  Elhamdülillah.

       Kudüs  kan  ağlarken  Selahattin  olmaktan  vazgeçemezdik.Bağdat  yanarken Murad olmaktan,  Osman  olmaktan vazgeçemezdik. Vazgeçmedik de.  “Gamzesinde  Kudüs  gülleri  olan liderimize’’  sadakatle   davamızı  savunmaya  devam  ettik. Erbakan  olmaktan  vazgeçmedik. Tuttuğumuz ele  ihanet etmedik  asla. Verdiğimiz  söze   sadakatsizlik  sadır  olmadı  cılız da  olsa  bedenlerimizden. Ellerimizle  devirmedik  kendi  yaptıklarımızı,  ağızlarımız  çiğnemedi  kendi  kutsallarımızı. 2 kuruşluk  ekmek, bir  nefeslik  dünya  uğruna  terk etmedik  dünyalar değer  davamızı.Bu nimetlere ise; biz  olduğumuz için,  matah bir  şey  olduğumuz  için değil, “korunmasını umduğumuz” bizi  koruduğu  için  düşmedik. Şükrediyoruz  şimdi. Ve  biz,  yine  biz  olduğumuz  için  değil haklı  davamıza  samimiyetle   ve  sadakatle bağlı  kaldığımızdan dolayı  şerefle  geziyoruz  arz  üzerinde. Başkanlık,  milletvekilliği   değildir  bize  şeref  veren; Davamızdır.

            Malumunuz ; 11 Mayıs 2003  tarihi  Saadet  Partimiz  ve  siyasi  tarih   bakımından  çok  önemlidir. Bu  tarihte  Erbakan  Hocamızı  kısa  bir  süreliğine  de  olsa  Saadet  Partisi Genel  Başkanı  olarak seçmiştik.Bu  kongrede  hocamız  siyasete  yeni  bir  tasnif   getirmiştir. “Bundan  sonra  Türk  siyasetinde  Sağ -  Sol  ayrımı  bitmiştir.Milli  görüş  ile  Gayri milli  işbirlikçi  görüş  sahiplerinin  ayrışması  vardır”  demişti. Son 5 yılda  yaşadıklarımız  bu  sözün  ne  kadar   haklı  olduğunu  bir  kez  daha  göstermiştir.

        İşte  bu  kongrenin  hemen  akabinde  yaşanan  bir  olay  bizim  kendimize  ve   davamıza   bakışımızı   açık  ve  net  olarak  şekillendirmektedir : “Kongreden  hemen  sonra  Ankara  il  Başkanlığı konferans  salonunda  ilk  büyük  toplantı  yapılmaktadır. Süleyman Arif  Emre  ağabeyimiz   Erbakan  Hocamıza  mikrofonu  arz  ederken  şöyle  dedi: “Davamız  bugün Erbakan  ile  şeref  buldu”.  Bu  söz  üzerine  Hocamız,  Arif  Emre  bey’ in  önündeki  mikrofonu   kaparcasına  kendine  doğru  çekti ve  başka bir   söz  söylemeden  herkese  ibret   olması  gereken  şu  sözünü  söyledi: “Arif   bey’ in dili  sürçtü. Kimse  davaya  şeref  veremez. Ancak  bu  dava  ile  şeref  bulunur”

             Evet  “kimse  bu  davaya  şeref  veremez. Ancak   bu  dava  ile  şeref   bulunur”  sözü  alelade bir ağızdan çıkmış değildir. Bu davanın anası mesabesindeki bir lider tarafından  söylenmiştir. Mühim  olan  bu davaya son  nefese  kadar  sadakatle  ve  samimiyetle  hizmet  edebilmektir. “Sevdası Türkiye” olan, Milli Görüş’e inanmış, bu dava ile şeref bulmuş olan yeni nesil inandığının peşinden gitmeyi sürdürecektir. Bu yapı ustada kalmayacaktır. Yürünecek yol, ulaşılacak hedefler vardır. Bu bir insanlık yürüyüşüdür. Ademoğullarının aslına rucu hamlesidir. Milli Görüş gençliği de bu bilinçle kutlu yolda sapmadan yürümeye devam edecektir. Kıyamete kadar…

Bu haber toplam 1066 defa okunmuştur
Diğer Başlıklar

    Gazete 1. Sayfaları
    Linkler
    ANTALYA 11.03.2010
İmsak
-
4:47
Güneş
-
6:08
Öğle
-
12:14
İkindi
-
15:31
Akşam
-
18:09
Yatsı
-
19:23
Ana Sayfa | Künye | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle |
anadoluweb© 2007-2008