



|
Milli Şairimiz Mehmet Akif bey’in şu şiiri zaman zaman zihnimde döner durur;
“Bir zamanlar biz de millet, nasıl milletmişiz.
Gelmişiz dünyaya milliyet nedir öğretmişiz”.
Bizden binlerce km. ötedeki Endonazya’a tsunami olur, Hollanda ve İspanyol sömürgecilerinden bölge halkını kurtarmak maksadıyla Osmanlı askerinin oraya gittiğini millet olarak ancak o vakit öğreniriz. Bir Amerikalı “Cesur Yürek” isimli bir film çeker, biz Osmanlı donanmasının İngilizlerin işgaline uğrayan İrlandalılara yardım için 3 yıl yiyecek taşıdığını bu filmin popülerliği sayesinde oraya yönelen ilgi ile ancak haber alırız.
Kendi tarihinden habersiz, kendi medeniyet köklerinden utanan bir millet nasıl olabilir? Biz bu hale nasıl geldik? sorularına mutlaka cevap bulmak ve kaybedilen zamanları tamir etmek mecburiyetindeyiz. Büyük Devlet olma refleksini yeniden kuşanmalıyız.
11 Eylül 1683 tarihi bizim için bir kırılma noktasıdır. Bu tarihte Osmanlı 2. Viyana Bozgunu olarak tarihe geçen bir olayı yaşadı. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın muhasara altına aldığı kaleyi Tatar Han’ının ihmali neticesinde fethedememesi ile Avrupa’ya doğru olan yürüyüşümüz durdu. Bir süre sonra ise gerilemeye başladık. Ta ki; 1974 yılına kadar.
1974 yılının 20 Temmuz’u bu milletin tarihi için bir dönüm noktasıdır. Kıbrıs Barış Harekatı ile Osmanlı’nın ahfadı bu millet 291 yıllık gerileme ve duraklamasına son vermiş ve ilk kez toprak kazanmıştır. 1963 ve 1967’de iki kez çıkartma kararı alınmasına rağmen bu iş başarılamamış ve tarihin mutlu tevafuku ile bu iş Milli Görüş’e nasip olmuştur.
Ecevit ölüm döşeğine düşmeden kısa süre önce kendisini ziyaret eden Demokratik Sol Parti (DSP) yönetimine Kıbrıs Barış Harekâtı’nı da detaylarıyla anlatmış. İtiraf niteliğinde sözlerin de yer aldığı bu sohbeti dinleyenler arasında yer alan DSP Genel Başkan Yardımcısı Hasan Macit, 7-8 ay önceki ziyaret sırasında yaşananları şöyle dile getiriyor: “Sayın Ecevit önce Kıbrıs Harekâtı’nın öneminden dem vurdu. Sonra söz CHP-MSP koalisyon hükümetine geldi. Ve ağzından şu sözler döküldü. Hükümet ortağımız MSP olmasaydı, Kıbrıs’a o harekâtı gerçekleştiremezdik.”
CHP-MSP döneminin bilinmeyen hikâyelerinden biri de Ecevit’in Londra görüşmelerine gittiği sırada 17 Temmuz 1974’te başkentte yaşanır. Kıbrıs konusunda Rum kesimi ile üç garantör devletten biri olan İngiltere’nin siyasilerini ve kamuoyunu ikna etmek için Londra’ya uçan Ecevit, Ankara’da Başbakan Vekili olarak Necmettin Erbakan’ı bırakır. Alarm durumundaki Türk Silahlı Kuvvetleri o gün Genelkurmay Başkanı Orgeneral Semih Sancar ile birlikte Erbakan’ı konuk eder. Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı pilotların bulunduğu birlik teftiş edilirken ilginç bir hadise yaşanır. Sancar’ın askeri selamlama konuşmasından sonra sözü alan Başbakan Vekili Erbakan, o günlerde Türkiye’nin Kıbrıs’a müdahalesini istemeyen ABD’nin uçak gemilerine atıfla pilotlara sorar: “Aranızda Japon pilotların yaptığı gibi uçağını kamikaze ile bu gemilerin bacasından sokacak askerler bir adım öne çıksın.” Beklenmedik soru başta Genelkurmay Başkanı ve heyetteki diğer devlet adamlarınca şaşkınlıkla karşılanmıştır. Ancak komutanların ve başbakan vekilinin önünde duran birlikteki pilotların tamamı bir adım öne çıkar. Sancar, o zaman Erbakan’ın kulağına eğilerek, “Efendim sizden böyle bir konuşma beklemiyorduk.” diye şaşkınlığını ifade eder. Erbakan’ın da cevabı gecikmez. Kastının Türk ordusunun ABD ordusuyla savaşması olmadığını anlatır. “Şimdi benim bu söylediğim bir gün sonra ABD’ye ulaşır. Bilsinler ki Türk askeri Kıbrıs konusunda her şeyi göze alabilecek kararlılıkta ve cesarettedir. Bize müdahale etmezler, hem de az gemi gönderirler.” Nitekim Erbakan Hoca haklı çıkmış ve 1963’de İsmet İnönü’ye mektup göndererek tehdit eden ABD, bu kez Milli Görüş karşısında aciz kalmıştır.
Bu örnekler bize şu gerçekleri haykırıyor; Acziyet bu millete yakışmaz. Biz “Yaşanabilir bir Türkiye”, “Yeniden Büyük Türkiye” ve “Yeni Bir Dünya” kurma kararlılığında olursak başarılı olabiliriz. Kuvvet ve kudret sahibi Cenab-ı Allah’tır. ABD’ye, AB’ye ve IMF’ye dayanmadan millete, tarihe ve inancımıza dayanırsak yani Milli Görüş şuuruna sahip olursak, emperyalizme karşı “direnmek gücünü” taşırsak ceddine layık evlatlar olduğumuzu gösterebiliriz. |